’Hacerül-esved cennetten indi. İndiği vakit sütten beyazdı. Onu insanların günahları kararttı.’’ Diye geçmektedir.
‘’Hacerül-esved ile Makam-ı İbrahim, iki cennet yakutu idiler. Allah onların nurlarını aldı. Eğer nurlarını almamış olsaydı, o ikisi mağrible maşrık arasını aydınlatırdı.’’ Diye başka bir hadiste de böyle buyuruyor.
Hz. Ali’den gelen rivayette ise şu müjde verilmektedir;
‘’Kıyamet günü Hacerül-esved getirilir. O zaman beliğ bir lisanla kendisine tevhidle istilamda bulunanlar lehine şehadette bulunur.’’
Hacerül-esved taşına Hz. Ömer’in söylediği sözler cahiliye devrinde taşlardan medet umulmaması açısından kullanıldığı belirtilmiştir. Hacerül-esved taşı Peygamber Efendimize göre cennet taşı olarak bilinmektedir. Bu nedenle taşa değer verilip hürmet edilir.
Hacerül-esved İslam dininde Cennet taşı denilen ve cennetten geldiğine inanılan gerçeği Kabe’de bulunan 6 parçası ise Türkiye’de yer alan kutsal taştır. Hacerül-esved taşı Kabe’nin güney doğu köşesinde, 1 buçuk metre yüksekliğe sahip, yumurta şeklinde ve 30 cm çapı ile parlak siyah bir görünüme sahip kutsal taş olarak bilinir. Hacerül-esved taşının nereden ve nasıl getirildiği hakkında değişik inançlarda değişik yorumlar yapılmıştır fakat taş hakkında net bir bilgi bu güne kadar ortaya konmamıştır.
Hacerül-esved hakkında Hz. Peygamber’in (S.A.V) ‘’Hacerül-esved cennettendir’’ buyurduğu bildirilmiştir. Hacerül- esved taşının Ebu kubeys dağından getirildiğine ve Hz. İbrahim tarafından Kabe’ye konulduğuna inanılır. Hacerül-esved taşı Kabe’nin Hz. İbrahim ve oğlundan sonra da birçok defa onarılması ile bu aşamalarda etkilenmiştir. Hacerül-esved taşında Peygamberimiz Hz. Muhammed’in(S.A.V) elinin ve yüzünün izleri bulunmaktadır. Hacerül-esved taşı Hz. İbrahim tarafından Kabe’ye getirilmiştir ancak birçok kişinin aşkına ve gözyaşına şahitlik etmiştir. Bu kutsal taş kıyamet gününde kendisini selamlayanlara şahitlik edecektir. Hacerül-esved taşının üzerinde Peygamber Efendimiz (S.A.V) elinin, yüzünün, gözünün ve dudaklarının izi bulunmaktadır.
Hacerül-esved taşını kutsal yapan Rasulullah Efendimiz ‘in onu öpmesidir ve haccın menasikinden olmasıdır. Hac Hacerül-esved taşı ile başlanır ve onunla bitirilir. Hac yapılırken imkan varsa Hacerül-esved taşı öpülür eğer buna imkan yoksa elle ya da uzaktan selamlanması gerekir. Hacerül-esved taşını öpmek sünnettir. Hacerül-esved taşını öpme gibi bir imkan yoksa Kabe’de bulunan Yemame taşının öpülmesi de onun yerine geçmektedir. Yemame taşının bulunduğu yere ‘’Rüknü’l-Yemani’’ adı verilmiştir.
Mimar Sinan Hacerül-esved taşının 4 parçasını Sokullu Mehmet Paşa camisine koymuştur.  Taşın parçaları altın çerçevelerle kaplı ve minbere giriş kapısının üzerinde bulunmaktadır.
Hacerül-esved taşının diğer bir parçası Süleymaniye Külliyesi içinde yer alan Kanuni Sultan Süleyman türbesinin içinde yer almaktadır. Parça giriş kapısının üzerindeki saçağın altında bulunmaktadır. Diğer bir parça da Edirne Eski Camide yer almaktadır. İsteyenler taşı ziyaret edebilmektedirler.
Hz. Muhammed(S.A.V) i taşı öperken gören Hz. Ömer’in ‘’Eğer Peygamberimi seni öperken görmeseydim, seni öpmez ve el sürmezdim.’’ Dediği bilinmektedir. Bu nedenle Müslümanların taşa Hz. Muhammed(S.A.V) el sürdüğü ve öptüğü için hürmet ettiği bilinir.
Hacerül-esved taşının İstanbul’a gelme hikayesi ile şöyledir: Kabe’nin tamiri ve onarılması sırasında taşın bazı parçaları kopmuştur. Oradaki görevlilerden biri taşın kopan parçalarını İstanbul’a getirmiştir, ancak bu parçaları getiren kişi bulunarak cezalandırılmış ve parçalar yerine götürülmek istenmiştir. Fakat Mimar Sinan ‘’Bunlar şeref misafiri olarak kalsın’’ demiştir ve Mimar Sinan’ın bu önerisinin kabul edilmesi üzerine taşın parçaları İstanbul’da kalmıştır. Mimar Sinan o dönemlerde Sokullu Mehmet Paşa camisini inşa etmektedir ve parçalar caminin 4 yerine yerleştirilmiştir. Taşın parçaları o günlerden günümüze kadar gelmiştir. Hacerül-esved taşının parçaları Türkiye’de 6 yerde bulunmaktadır.
Hacerül-esved taşı ile ilgili bazı hadislerde şöyle geçer: